Biyografi
Adnan Altundağ “Kara Elmas Diyarından* Kemal Uluser Üzerine”
Klasik edebiyatımızın bünyesinde pek çok şair yetişmiş ve genel itibariyle gerek yaşadıkları dönemlerde gerekse daha sonraki dönemlerde bazı isimler herkes kadar şanslı olmamıştır. Edebi geçmişimize baktığımızda birçok başarıya imza atmış yazarlarımız mevcut. Günümüzde maalesef bilinmemektedirler. Hem yaşadıkları dönemde hem de ölümlerinden sonra da tanınmayan yazarlarımız var. Güven Turan; Edebiyatımızda kim varsa hepsinin değerinin yeterince bilinmediğinden bahseder.
1930’lu ve 40’lı yıllarında, Zonguldak kentinde birer yıldız gibi parlayan ve ilerde onurla anılacak olan, şair ve yazar üç can arkadaş ortaya çıktı: “Rüştü Onur”, “Muzaffer Tayyip Uslu” ve “Kemâl Uluser.” Çok erken yaşlarda yitirdiğimiz bu üç genç, sanki bunu biliyormuşçasına, kısa süren yaşamlarında bütün üretkenlikleriyle birbirinden güzel eserler vererek ayrıldılar bu dünyadan. Rüştü ve Muzaffer için çok şeyler yazıldı bugüne kadar; ama Kemâl sanki biraz geri plânda bırakılmış gibiydi. Hayatı ve sanatı üzerine yazılıp çizilenler sayıca “beklenen” ölçüde değildir. Öyle ki eserleri dahi bütüncül bir şekilde derlenmemiştir. Belki de dostları gibi şiirden çok nesre yönelmesinden kaynaklanmıştır.[1]Hatta edebiyat kitaplarında ismi geçmeyen ve hayatı hakkında bilgilere ulaşılamayan şairlerden biri de Kemal Uluser’dir. Kemal Uluser ile ilgili bilgilere 1940’lı ve 50’li yılların ünlü yazarı ve edebiyat eleştirmeni Nurullah Ataç’ın yazısında görüyoruz. Ataç; “Kemâl Uluser, benim yıllardan sonra belki de durup kalmak üzere vardığım yerden başlamıştı. Ona, beni hemen aşacak, benim elimden gelmeyeni başarabilecek bir genç diye bakıyordum.” O yılların yazarlarının Nurullah Ataç’ın eleştirilerinden çekindikleri bir dönemde, Ataç’ın, Kemâl’i bu derece övmesi, hatta “Ona, beni hemen aşacak bir genç olarak bakıyordum” demesi, Kemâl’in nasıl bir kalem ustası olduğunu, edebiyatımızda önemli bir yere nasıl sâhip olduğunu belirtmek için fazlasıyla yeterlidir sanıyorum.[2]
Yılmaz Erdoğan’ın yazıp yönettiği 2013 yapımı ‘’Kelebeğin Rüyası’’ filmi Zonguldak’ta kelebek ömürlü iki genç şair: Rüştü Onur ve Muzaffer Tayyip Uslu’nun hayat hikâyelerini anlatılmaktadır.
[1]Kara Elmas Diyarından Kemal Uluser, Muzaffer Tayyip Uslu, Rüştü Onur, Haz. Bilgin GÜNGÖR Kırmızı Kedi Yayınları- 2021
[1] Bir Zamanlar Zonguldak,Doğu Karaoğuz,Çaycuma Belediye-2017
[1] Kara Elmas Diyarından Kemal Uluser, Muzaffer Tayyip Uslu, Rüştü Onur, Haz. Bilgin GÜNGÖR Kırmızı Kedi Yayınları- 2021
Gariptir ki Yılmaz Erdoğan filmde Kemal’den bahsetmez. Hatta filmde ismi bile geçmez.
Günümüzde ise Kemal’in adını sadece Bilgin Güngör’ün hazırlamış olduğu ‘’Kara Elmas Diyarından’’ adlı kitapta görüyoruz. “Kara elmas”ın, poyrazın ve kurşuni havanın kenti Zonguldak’ta yetişen; çok sevdikleri ancak sıkıntıdan, yoksulluktan, acıdan, hastalıktan başka hiçbir karşılık görmedikleri hayattan 20’li yaşlarda ayrılan; ortak kaderi yaşayan üç sıkı dost edebiyatçı: Rüştü Onur, Muzaffer Tayyip Uslu ve Kemal Uluser.[3] Ayrıca şair Cahit Sıtkı Tarancı’da Kemal Uluser’i unutmayıp ve onun için şiir yazmıştır.
Kemal Uluser, 1914-1915 yıllarında Amasra’da dünyaya gelir. Babası Zonguldaklı Mustafa Efendi, annesi Amasralı Fatma Sabriye Hanım’dır. İlkokulu Amasra’da bitiren Kemal Uluser yoksulluk nedeni ile sonraki öğrenimine bir süre devam edemez. Daha sonra Mustafa Kemal Atatürk’e yazdığı bir mektupla okumak istediğini söyler. Bu mektubun olumlu dönüşü ile sonrasında Kemal Uluser Kastamonu Lisesi’ne yatılı öğrenci olarak kabul edilir. 1935-1938 yılları arasında bu lisede okur. Lise arkadaşları arasında Rüştü Onur, Sabahattin Batur ve Prof. Dr. Hüseyin Batuhan gibi isimler vardır. Lise edebiyat öğretmeninin adı ise ünlü yazar Abdülbaki Gölpınarlı’dır. Lise yıllarında Kastamonu Lisesi Dergisi ve Gündüz Dergilerinde Kemal Engin adı ile şiirler yazar. Harf devrimi sonrası kendi hazırladığı son derece ilginç bir alfabe kitapçığı hazırlamıştır. Adı ise “Sevimli Güzel Alfabe” Alfabenin son sayfalarındaki çocuk şiirleri de kendisine aittir.[1] Liseden mezun olduktan sonra öğrenimine yine ara verir. Bu sürede Zonguldak Kömür İşletmelerinde çalışır. Rüştü Onur’da o yıllarda orada çalışmaktadır. Daha sonra 1940 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümüne girer. Buradaki öğrencilik yılları da yine yoksulluk ve hastalıklar ile geçer.
Uluser için Doğu Dergisi’nde yayınlanan imzasız bir yazıda şunlar yazılıdır:
“Amasra’da yoksul bir ailenin çocuğudur. Anasını ve babasını küçük yaşta kaybetmiş, büyük anası melek kanatları üstüne germiş, bütün varlığını ona vermiştir. Kemal Uluser talihsiz bir babanın talihsiz bir oğluydu. Kemâl Uluser, 3 Kasım 1944 günü yaşamdan ayrıldı. Cenazesi, Zeytinburnu’ndaki Merkez Efendi Mezarlığı’nda toprağa verildi.”
Sanki Zonguldak semalarında bir gün kuvvetli bir rüzgâr esmiş ve o rüzgâr bu üç genci getirmişti bu şehre. Onlar, kısa sürecek yaşamlarını sanki bilircesine, tüm üretkenlikleriyle güzel eserler verdiler ve sanki bir daha esen o kuvvetli rüzgârla uçup gittiler bu dünyadan…
Dediler bu bahçelerde/Yaşamak bir gülümseyiş,/Bir buğu gibi seyrediş/Güneşin doğduğu yerde/Burada açılan çiçekler/Ilık bir sabahtan nemdir./Gölgelerde ürpermedir/Uçan altın kelebekler …( Bu Bahçelerde, Kemal Engin adıyla; Gündüz, Sayı: 23, Şubat 1938)
[1]Osman Nuri Aydın – Toplumsal Tarih Dergisi 70. Sayı 1999